ANTİ-BİLİM
Dr. Umit Sayin
Bilimin 20. Yuzyilda dev adimlarla ilerlemesi ve geldigi nokta akil almaz boyutlardadir. Bilimin son yuzelli yilda cok hizli gelismesi ile insan (Homo sapiens) uygarliginin ve bilincinin ayni hizla gelisememesi cok onemli komplikasyonlar dogurmustur. 18. Yuzyilin insani ile 20. Yuzyilin insani arasinda icguduler, motifler, davranis, kotuluk yapma egilimi, bilgelik, olgunluk yonunden pek bir fark olmamasina karsin, her iki yuzyilin insani arasinda dogayi sekilleyebilme, teknolojiyi ve etrafindaki enerjiyi kontrollu kullanabilme, bilgi iletisimi, bilgiye ulasma yonunden buyuk farklar vardir. Ornegin, insanlik bilinci atomun parcalamasina ve atom-hidrojen bombalarinin yapilmasina yol acacak duzeyde kuantum fizigi bilgisinin sorumlulugunu tasiyabilecek duzeye gelmis miydi? Ya da bu bilgiyi haketmis miydi? Veya insanlik bilinci ve paylasimciligi insan klonlayacak bilgiyi haketmis midir? Bu bilgi insanligin ve doganin zararina kullanilacak midir? Bu sorularin hepsi felsefi spekulasyonlara aciktir. Ama surasi kesindir ki, dunya'da bilgiyi ve teknolojiyi 10-15 milyon bilim insani uretmekte ve sekillemekte, geri kalan 5-6 milyar insan da bu bilgiyi kullanmaktadir; ustelik tum kontrol edici guc sadece belirli gruplarin daha fazla zenginlesmesini saglayan kapitalist trostlerin veya bir zamanlar Rusya'da oldugu gibi totaliter burokrasinin ve baskici komunist partinin elindedir (1, 2, 3, 4)
21. Yuzyila girerken, dogayi perisan eden, dunyadaki insanligin gelecegini hic dusunmeyen, insanlari somurmeyi kayitsiz sartsiz bir ideal haline getirmis, emperyalist bir kapitalist zumre bilimi yonetmekte ve bilim insanlarinin urettikleri bilginin olusturulmasi icin zerre kadar kafa yormadan, emek sarfetmeden bu bilgiyi ve gerektiginde de kara bilimi (5) kendi ozel cikarlari dogrultusunda kullanmaktadirlar; komunist ve demir perde gerisi ulkelerde ise durum cok daha buyuk bir felaket olmustur
Bilim insanlari ise urettikleri bilgiyi kullanabilme insiyatifini ellerinde tutmaktan cok uzaktirlar. Dunya'daki tek hakim guc haline gelen A.B.D.'de tum gelirin % 80'ini sadece 24 000 kisi elinde tutmaktadir; Dunya'daki en ust duzeydeki 358 milyarderin toplam geliri bu gezegendeki gelirin % 45'ini teskil etmektedir ve en altta yasayan 2.5 milyar insanin toplam gelirine esittir (6). Insanliga esitlik vaadeden Rusya gibi ulkeler ise dogu blokunda farkli bir emperyalizm cikrigi kurmaya yonelmisler, insanlari kapitalizmden daha beter bir totaliterizm ucurumuna suruklemislerdir. Bu gezegendeki sayilari birkac yuzbini gecmeyen bu ust duzeydeki "elit zumre", kendi ozel zevkleri icin "insan avlari duzenleyecek; minik cocuklara porno filim cevirtecek; gerektiginde yuzbinlerce insani bir genositte (katliam) yok edebilecek" kadar vahsidir de (7)! Cok yakin bir gelecekte bu "elit zumre", ilk buldugu yasanabilir bir gezegene goc etme veya klonlanmis kendi orneklerine bilincini ve tum hayatinin bilgisini gecirerek olumsuzlesme fantezileri kurmaya da baslayacak, ornegin uzay arastirmalarina ve norobilim calismalarina dev finansmanlar ayiracaktir. Halbuki bu dunyada halledilmeyi bekleyen pek cok beslenme, saglik, esitlik, hukuk, demokrasi problemi mevcuttur. Tum dunyanin ezilen halklari ve tum dunyanin sag duyulu bilim insanlari birlesmek ve ortak bir insanlik amaci icin bu emperyalist trostlere, komunist totaliter guclere, veya baskici gizil, totaliter guclere karsi mucadele etmek zorundadi
Bilimin bu noktaya getirilmesi icin cok buyuk mucadele verilmis, cok emek sarfedilmis, cok kafa yorulmus, cok kelle kaybedilmis ve cok kan dokulmustur! Demokratik haklarin kazanilmasi da, bilimin gelismesiyle benzer bir evrim cizgisi icerir. Bir evrimin yanisira, ikisinin de ortak yani zaman zaman "Devrimlerle" yeryuzune inmeleridir! Bilim Devrimleri, demokrasi devrimlerini tamamlayan bir etken guc de olmustur. Informasyon Devriminin esiginde oldugumuz su gunlerde, acaba bilim ve bilimsel gercekler, bilimin yuzyillardir belirlenen kati aksiyomlari, bilimin hedefleri, bazen etkin gucler tarafindan saptirilmaya ugratilmakta midir? Bilimi uretmeyen, detaylarini bilmeyen ama kullanan cogunluktaki insanlar acaba her zaman gerceklerle mi yuzyuze gelmektedirler; bu bilim kendi sagliklari, hayati ihtiyaclari aleyhine kullanilabilmekte midir? Bilim, temel amaclarinin ve aksiyomlarinin haricinde de kullanilmakta ve sinsice bir ANTI-BILIM yapilmakta midir? ANTI-BILIMIN kapsadigi konular cok genisti
Bazi yazilarimda gizli hukumetlerin ve gizli projelerin nasil kendi amaclari dogrultusunda bilimi kullanarak ANTI-BILIM yaptiklarini anlatmis; devlet-demokrasi ve hukukla ilgili herseyin "aydinlik ve seffaflik" icinde olmasi gerektigini ispatlamaya calismistim. Bilim adamlarinin, sivil ve demokratik kitle temsilcilerinin icine giremedikleri, kontrolunu yapamadiklari, otokontrolsuz, kapali kapilar ardinda yonetilen, karanlik, gizli derin devletlerin bulundugu yerde "hukuk devletinden ve demokrasiden" bahsedilemeyeceginden dem vurmustum (1, 5, 8 , 9, 10).Tam bunlarin uzerine, Abdullah Catlisiyla, Alaeddin Cakicisiyla, Yesiliyle, mafyanin Turkiye'de nasil devletin, Emniyet ve Istihbarat Teskilatinin icine sizdigi, nasil hukuk devletini ve demokrasiyi katlettigi bir bir ortaya cikti !
Gercekten de kisilerin haklarini arayamadiklari; kati, objektif ve bilimsel hukuk kurallarinin etkin olmadigi; demokratik olmayan, oto-kontrolun yapilamadigi; gizliligin buram buram tuttugu ve de ustelik belli zumrelerin cikarlari icin bazi olgularin "devlet sirri" gibi gizli gosterildigi; insanlarin "ulusal guvenlik" zirvalari ile aldatildigi; bilimsel bilgilerin yayinlanmayip, gizli hukumetlerin gizli amaclari icin "siniflanarak" saklandigi tum totaliter sistemlere ve rejimlere karsi olmak gerektigi bilimsel, demokrat ve akilci dusunen herkesin ulasacagi kacinilmaz bir sonuctur. Once ANTI-BILIM'in daha sistematik bir tanimini yapalim isterseniz; "Anti-Bilim, bilimle iliskiliymis veya bilimselmis gibi gosterildigi halde gercekte bilimsel olmayan, gerceklere ve akilci ispata dayanmayan, dunya insanliginin yararina olmayan, sadece belirli zumrelerin veya ideolojilerin ekonomik, dinsel, politik veya sinifsal cikarlarini kollamak ve guclerini arttirmak icin var edilip, gercekmis gibi gosterilen hatali bilgiler ve dusunsel kurgular butunudur"
Bilim, bilindigi uzere, dogayla ve insanla ilgili gerceklere saf aklin ve saglikli dusuncenin yoluyla ulasma ve bu gercekleri olusturan mekanizmalari, iliskileri aciklayabilme yontemi ve sanatidir. Oncelikle, "bir duste yasamadigimiza gore", gercegi tanimlamak zorundayiz. "GERCEK" (Realite), bes duyumuzla (veya bizim bes duyumuza farkli bilgilerin, olusumlarin izlerini getirebilecek aletlerin yardimiyla) ulasabildigimiz, bir mantik ve tutarlilik silsilesi icinde tum bilesenleri arasinda sistematik iliskiler kurabildigimiz; tekrarlanabilen, determinism ve kauzalite (11) ilkelerine uyan, saf akilla (pure reasoning) algilayabilip, irdeleyip aciklayabildigimiz dis veya ic (psikolojik) dunyaya ait bilgiler butunudur
Bilim bir gercegi aydinlatmak veya bir gercege ulasmak icin, once var olan bilgileri ve artik dogrulugu tartisilmayan aksiyomlari (ilk neden) onune koyar. Saf aklin yardimiyla birtakim hipotezler yaratir. Bu hipotezleri tasarladigi ve yine dogadan deneme-yanilmayla edindigi yontemlerle sinar, deneyler yapar, bu deneylerin sonuclarini matematiksel zihnin dizgiselligine sunar. Sonucta ya bu hipotezi destekleyerek yeni bir bilgiye erisir, ya da bu hipotezin yanlis oldugunu kanitlar. Bilim, kanitlanmis aksiyomlar ve teoremler dizgesinden olusmus bilgilerin ve mantigi, matematigi ve pozitif bilimleri (fizik, kimya, tip vb) bir yontem olarak benimsemis dusuncenin olusturdugu bir bilgi butunudur. Ama bilimde gerekli kanitlar bulundugu ve ispatlandigi zaman bir aksiyom veya teorem degistirilebilir. Bilimde dogma yoktur, bilim devinimsel ve devrimseldir; dinsel, toplumsal, ekonomik, kulturel, veya felsefi dogmalar bilimi ve bilim insaninin aldigi kararlari, vardigi sonuclari etkileyemez, eger etkiliyorsa, orada ANTI-BILIM vardir. Ayrica saglikli bilimsel dusunce, bilimin bulgularinin, yaptirimlarinin insanligin yararina olmasini ve doganin ic dengelerini bozmamasini gerektirir.
Ornegin evreni yarattigi iddia edilen antropomorfik (insansi) ozelliklere sahip bir super gucun, dunya'daki insanlarin davranis tarzlarini begenmeyip, onlari dogru yola sokmak icin mesihler gonderdigi hipotezi bilim icin gecerli degildir. Ayni sekilde bu gucun yazdirdigi iddia edilen kutsal kitaplardaki gerceklerin, kurallarin degistirilemez evrensel gercekler oldugu iddiasini bilim kanitlamadan kabul edemez (12, 13, 14, 15). Cunku bu iddialar ne gercek bir aksiyoma, ne deterministik verilere, ne de ispata dayanmaktadir, sadece inanca dayanmaktadir. Daha ilerideki yazilarimda deginecegim gibi, inancla varilan gerceklerin, bir dusunce kusuru, hatta hezeyan olma, olasiligi cok gucludur. Bilim adami oldugunu iddia eden birisi, 19 sayisinin ust katlarinin bilincli ve belli bir kutsal amaca yonelik olarak ilahi gucler tarafindan Kuran'da kullanildigini iddia ederse bu bir bilimsel cikarim degil, hezeyandir ve bu kisi ANTI-BILIM yapmaktadir! Amerika'da goruldugu gibi bazi din adamlari, "Bilimsel Yaratiliscilik" gibi gayri-bilimsel tezlerle ortaya cikabilmektedirler (23, 32, 33). Insan beyni dogrulari dusunebildigi kadar surekli hata yapmaya da programlanmistir (16).
Kaynak: Dr.Ümit Sayın